Mezmurlar 42

II. İKİNCİ KİTAP (42 – 72. Mezmurlar)

42. Mezmur: Tanrı’ya Susamak

Bazı kişiler bu mezmurda, kendi öz oğlu Avşalom’un isyanı sırasında sürgündeki Davut’un sesini işitirler.

Diğerleri ise, reddedilen ve acı çeken Mesih’in sesinin farkına varırlar. Seslerin, gelecekteki sıkıntı dönemi sırasında Yahudiler’den geriye kalan az sayıdaki kişinin yakınan hıçkırıkları olduğunu düşünenler de vardır.

Bazıları bu mezmuru, kişinin iman ettiği dönemdeki ilk sevgisini ve Rab’le aynı sıcak paydaşlığın yenilenmesini özleyen imanlıya da uyarlamaktan hoşlanırlar.

Bu düşüncelerin hepsi yasal uyarlamalar olduğundan, tek bir görüşle yetinmek zorunda kalmamamız iyidir. Bu durum, mezmurların çok yönlülüğüne güzel bir örnektir.

42:1   Tanrı’yla paydaşlığa duyduğumuz özlem, kuru topraklarda dolaşan bir geyiğin şiddetli susuzluğuyla kıyaslanabilir; nabzı hızla atmakta, ırmakları özledikçe soluğu sıklaşmaktadır. Gamaliel Bradford, şu sözleriyle kendi yaşamından örnek verir:

Ayaklarım nereye bastıysa,
İsteğim değişmeden kaldı.
Tanrı’ya duyulan, asla dinmeyen,
Büyük bir susuzluk bu.

42:2   Yalnızca Tanrı’ya susarız; susuzluğumuzu başka hiç kimse gideremez. Susadığımız Tanrı diridir, ölü bir put değildir. Bu arzuya yalnızca Rabbin huzurunda durmakla ve O’nun yüzüne bakma ayrıcalığına sahip olmakla tam olarak kavuşabiliriz.

Anlık bir ışıldamayla bile olsa,
Yüzünü bana göster.
Senin sevginden başka hiçbir sevgi düşüncesi
Ya da hayali aklıma gelmesin;
Ancak senin büyük ışığın kalsın,
Görkeminin dışında her şey sönükleşsin.
Yeryüzünün güzelliği artık asla güzel görünmeyecek.
— Yazarı bilinmiyor

42:3   Rab’den ayrılmanın verdiği acıyı kim tanımlayabilir ki? Bu, gece gündüz gözyaşı dökmek gibidir; hiç hafiflemeyen bir acıya benzer. Bu yetmezmiş gibi, bir de düşmanların alaylarıyla neden oldukları başka bir üzüntü de buna eklenmiştir: “Senin Tanrın nerede?” Davut’a seslenen Şimi’nin kastettiği budur: “Sen eli kanlı bir adam olduğun için bu yıkıma uğradın!” (2Sa.16:8). Başkâhinler aynı sözleri çarmıha gerilen Mesih için söylemişlerdi: “Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım!” (Mat.27:43).

42:4   Sonra sıra eski iyi günlerin hatırlanmasına gelir. Şimdi paydaşlığı dayanılmaz kılan anı, bir zamanlar Tanrı’yla paydaşlığın kesintisiz olduğu günlerdeki mutluluktu. Knox, 4’üncü ayetin çevirisinde ruh halini harika bir şekilde yansıtır:

Yüreğimi eriten anılar bana geri döner; bir zamanlar nasıl toplulukla birlikte yürürdüm; Tanrı’nın konutuna giden yolda öncülük ederdim, çevremde sevinç ve şükran çığlıkları ve bayram telaşı olurdu.

42:5   Mutlu geçmişin düşüncesi Davut’u ruhsal bir bunalıma sürükler; sürekli kötümserlik ve iman arasında gider gelir. Huzuru yok olur, ama imanı bu durumun baskısına karşı onu mücadeleye davet etmektedir.

Tanrı’ya umut bağla,

Çünkü O’na yine övgüler sunacağım.

“Sonunda her şey iyi olacak” düşüncesi yalnızca dindarca bir iyimserlik olsaydı, son derece değersiz bir duyarlılık olurdu. Bu umudu mutlak geçerli kılan Tanrı’nın, halkının, yüzünü göreceği konusunda verdiği vaatten kaynaklanmaktadır (Mez.17:15; Va.22:4).

42:6   Bunalım sık sık tekrarlanır. Ama iman, güvenilir doğruyla birlikte, Tanrı’yı Şeria bölgesindeki Hermon ve Misar dağlarından bile anımsayacağı karşılığını verir. Bu üç yer belki de üç ruhsal deneyimi simgelemektedir; bunu kesin olarak bilmiyoruz. Kuşku duyulmayacak şey, Tanrı’nın Yeruşalim’deki konutundan çok uzakta olan sürgün ülkesini temsil ettikleridir. Bu, Tanrı’nın konutunu ziyaret edemezsek bile, hâlâ hatırlayabileceğimizi anlatmak ister gibidir!

42:7   7’nci ayete gelindiğinde, ruhsal içgüdülerimiz bize çok özel bir biçimde Golgota’da olduğumuzu, Tanrı’nın yargısının kabaran sularının Rab İsa’nın üzerine indiğinde, çığlıklarını işittiğimizi anlatır.

Şu son andaki can çekişmesine bir bak:
Tanrı’nın dalgaları ve kabaran suları üzerine iniyor.
Orada, çarmıhta benim canımı kurtarmak için baygın, terk edilmiş…
Eşsiz sevgi! Nasıl da engin! Nasıl da özgür!
İsa benim uğruma kendini verdi.
— J. J. Hopkins

42:8   Yine de, George Müller’in söylediği gibi, “Denemeler, imanın beslendiği yiyeceklerdir.” Bu nedenle, güvenen imanlının şu onayını işitiriz:

Gündüz Rab sevgisini gösterir,

gece ezgisi benimle beraberdir.

Yaşamımın Tanrısı’na ilahi söylerim.

Bu, 3’üncü ayetteki gece ve gündüzün birbirini izlemesine yanıttır. Mezmur yazarı orada şöyle demişti: “Gözyaşlarım ekmeğim oldu gece gündüz.” Ama şimdi, gündüz Tanrı’nın değişmeyen sevgisi, gece ilahi ve dualarla dolmuştur. Tanrı’nın iyiliği gece ve gündüz kanıtlanır.

42:9,10   Hayal kırıklığı bir kez daha geri döner, dönüşün nedeni bu kez insafsız baskısıdır. Tanrı, çocuğunu unutmuşa benzer. Umutsuz imanlı, yas tutan biri gibi dolaşır ve şöyle der: “Düşmanlarım sövgü feryatlarıyla yüreğimi delerler” (Gelineau). Dışarıdan göründüğü kadarıyla Tanrı, Oğlu’nu terk etmiş gibidir. Bu nedenle düşmanları şu soruyu sorarak kendisiyle sürekli alay ederler: “Nerede senin Tanrın?”

42:11   Ancak son söz daima imanındır. Cesaretiniz kırılmasın. Kararsızlığa düşmeyin. Tanrı’ya umut bağlayın; düşmanlarınızdan ve bunalımınızdan kurtarılacaksınız. O’nu bir kez daha Kurtarıcınız ve Tanrınız olarak öveceksiniz. Adını bilmediğimiz birinin söylediği gibi:

Çözüm, bunalımla mücadele etmek, yukarı bakmak ve umut etmektir. Hıristiyan yaşamı uyanık kalmaktır; mücadeleyi, eylemi bırakmadan bir yarışta koşmaktır. Hıristiyan yaşamında asla umutsuz bakışlar, kavuşturulmuş eller ve yenilgiyi kabullenme yoktur.

 

Kutsal Kitap

1 Geyik akarsuları nasıl özlerse,
Canım da seni öyle özler, ey Tanrı! yazılır.
2 Canım Tanrıya, yaşayan Tanrıya susadı;
Ne zaman görmeye gideceğim Tanrının yüzünü?
3 Gözyaşlarım ekmeğim oldu gece gündüz,
Gün boyu, ‹‹Nerede senin Tanrın?›› dedikleri için.
4 Anımsayınca içim içimi yiyor,
Nasıl toplulukla birlikte yürür,
Tanrının evine kadar alaya öncülük ederdim,
Sevinç ve şükran sesleri arasında,
Bayram eden bir kalabalıkla birlikte.
5 Neden üzgünsün, ey gönlüm,
Neden içim huzursuz?
Tanrıya umut bağla,
Çünkü Ona yine övgüler sunacağım;
O benim kurtarıcım ve Tanrımdır.
6-7 Gönlüm üzgün,
Bu yüzden seni anımsıyorum, ey Tanrım.
Şeria yöresinde, Hermon ve Misar dağlarında
Çağlayanların gümbürdeyince,
Enginler birbirine sesleniyor,
Bütün dalgaların, sellerin üzerimden geçiyor.
8 Gündüz RAB sevgisini gösterir,
Gece ilahi söyler, dua ederim
Yaşamımın Tanrısına.
9 Kayam olan Tanrıma diyorum ki,
‹‹Neden beni unuttun?
Niçin düşmanlarımın baskısı altında
Yaslı gezeyim?››
10 Gün boyu hasımlarım: ‹‹Nerede senin Tanrın?›› diyerek
Bana sataştıkça,
Kemiklerim kırılıyor sanki.
11 Neden üzgünsün, ey gönlüm,
Neden içim huzursuz?
Tanrı’ya umut bağla,
Çünkü O’na yine övgüler sunacağım;
O benim kurtarıcım ve Tanrım’dır.