8 Temmuz

“.. onlar beni bağlara bakmak ile görevlendirdiler.
Ama kendi bağıma bakmadım.” (Ezgiler Ezgisi 1:6b)

Şulamlı kızın erkek kardeşleri onu bağda çalışmaya göndermişlerdi. Diğer bağlar ile o kadar çok meşgul oldu ki, kendi bağına bakamadı, ihmal etti. Burada kendi bağı ile kast edilen, Şulamlı kızın kişisel görünümüdür. Cildi karardı, esmerleşti ve kurudu ve hiç kuşkusuz saçları da taranmamıştı.

Bir başkasının bağı ile aşırı meşgul olmamız halinde kendi bağımızı ihmal etme tehlikesi her zaman için mevcuttur. Örneğin, müjdeyi dünyaya duyurma ile öylesine meşgul hale gelinir ki, kişinin kendi ailesinin kaybolma tehlikesi söz konusu olur. Eğer Tanrı bize çocuklar verir ise, bu çocuklar bizim ilk hizmet alanımız olurlar. Rabbin önünde durduğumuz zaman, en büyük sevinçlerden bir tanesi de şu sözleri söyleyebilmek olacaktır:

“İşte ben ve Tanrının bana verdiği çocuklar” (İbraniler 2:13).

 Takdir ederek konuşan izleyicilerin hiç bir övgüsü, kendi oğullarımızın ve kızlarımızın kaybını karşılamayacaktır.

Kutsal Yazılardan anlaşıldığına göre sorumluluk evden ya da aileden başlar. İsa, tümen adlı kötü ruhu cinli adamın içinden çıkardıktan sonra, ondan şunu istedi:

“Evine, yakınlarının yanına dön. Rabbin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat” dedi (Markos 5:19).

 Genellikle, müjdeyi duyurmak için en zor yerin kendi avlumuz olduğu görülür, ama müjdeyi duyurmaya başlamamız gereken yer burasıdır.

Rab öğrencilerine tekrar görev vermeye başladığı zaman, şöyle dedi:

“Yeruşalim’de, bütün Yahudiye, Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız” (Elçilerin İşleri 1:8).

 “Yeruşalim’den başlayın” (kendi ailenizden)!

Andreas kendi bağına bakmayı ihmal etmeme konusunda kararlı idi. Onun hakkında yazılanları okuyalım:

“Andreas önce kendi kardeşi Simun’u buldu ve ona, ‘Biz, Mesih’i bulduk’ dedi. Mesih, meshedilmiş anlamına gelir” (Yuhanna 1:41).

Bir imanlı, sevdiklerini Rab İsa’ya kazanmak için sadakat ile gayret edebilir, ancak hiç kuşkusuz onların yine de imansızlıklarında ısrarlı davranmaları mümkündür. Bizler akrabalarımızın ya da dostlarımızın sonsuz kurtuluşunu garanti edemeyiz. Ama dikkatli olmamız gereken nokta, diğer kişilere hizmet eder iken kendi aile çevremizi ihmal edecek kadar meşgul olmamamız gerektiğidir. Bu tür durumlarda kendi aile çevremizin öncelik taşıması gerekir.