4 Şubat

“ ‘Ben de onlar gibi konuşayım’ deseydim,
senin çocuklarına ihanet etmiş olurdum.”
(Mezmur 73:15)

Mezmur yazarı zor bir yoldan geçmektedir. Dünyadaki kötülüğün arttığını görmüştür, oysa kendi yaşamı sıkıntı ve acılardan oluşan bir kabustan farksızdır. Tanrının adaleti, sevgisi ve bilgeliği konusunda kuşkular duymaya başlamıştır. Rab sanki kötülüğü ödüllendiriyor ve doğruluğu cezalandırıyor gibidir.

Ama Asaf soylu bir karar aldı. Tanrının çocuklarının sendelemelerine neden olmamak için kuşkularının boy göstermesine izin vermemeye kararlıydı.

Büyük ihtimal ile her birimiz zaman zaman kuşkular duyar ve sorular sorarız. Özellikle artık dayanma gücümüzün sonuna geldiğimiz zaman, her şey başımızın üzerine yıkılmaya hazır gibi göründüğü zaman, Tanrının ilahi takdirini sorgulamak kolay olur. Bu durumda yapmamız gereken nedir?

Bize ruhsal öğüt verebilecek özelliklere sahip biri ile kuşkularımızı paylaşmamıza izin verildiği kesindir. Bazen tünelin sonundaki ışığı göremeyecek kadar huzursuzluk içinde oluruz. Oysa bu durum, başka kişilerin gözünde oldukça nettir ve bizi bu ışığa yönlendirebilirler.

Genel bir kural olarak, “karanlıkta iken, bize ışıkta açıklanmış olandan asla kuşku duymamamız” gerekir. Tanrının sözünü, koşullar ne kadar kasvetli ve sıkıcı olsalar da, onlara göre yorumlamamamız gerekir. Tam aksine, koşullarımızı Kutsal Yazılardaki sözlere göre yorumlamamız ve Tanrının amaçlarına hiçbir şeyin asla engel olamayacağının ya da O’nun vaatlerini silemeyeceğinin farkında olmamız gerekir.

Ama her şeyden çok ortalıkta kuşkularımızın boy göstermesine izin vererek dolaşmamıza hiç gerek yoktur. Mesih’in küçüklerinin sendelemesine neden olabilecek korkunç tehlike mevcuttur ve O, bu konuda şöyle demiştir:

“ama kim bana iman eden bu küçüklerden birini günaha düşürür ise, boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denizin dibine atılması kendisi için daha iyi olur” (Matta 18:6).

Kesinliklerimiz sayısızdır; eğer kuşkularımız var ise de, sayıları çok azdır. Kesinliklerimizi paylaşalım. Goethe’nin dediği gibi:

“Bana, eğer varsa inancınızın yararını söyleyin, ama kuşkularınızı kendinize saklayın, çünkü benim kuşkularım bana yeter.”