9 Ocak

“…ev halkına yardım ederek Tanrı yolunda yürümeyi öğrensinler..”  (1.Timoteos 5:4)

“Evde bir şeytan, dışarıda bir kutsal” ifadesini duymuşsunuzdur. Bu ifade ile tanımlanan şudur: dış dünyadaki kişilere lütufkar ve dostane davranmak ama evdekilere karşı haince ve kötü davranmak gibi korkunç bir eğilim. Bu, herhangi bir özel insan sınıfı ile sınırlanmayan bir kusurdur. Gençlerin bu hataya karşı dikkatli olmaları gerekir. Gençlerin akranları ile birlikte iken, bir TV kişiliği olmaları öylesine kolaydır ki, ama yine de aynı gençler anne ve babalarını dehşete düşürebilirler. Kocalar iş arkadaşları ile birlikte iken, çekici biri olabilirler, ama sonra evlerine geldikleri zaman, çekiciliklerinden sıyrılır ve normal, itici benliklerine dönebilirler. Vaizler kürsüde iken, yıldız gibi parlar ve canlı bir şekilde konuşurlar ve aileleri ile aynı odada iken berbat ve çekilmez bir huy sergilerler.

Bu durum, düşmüş konumumuzun en sapkın darbelerinden biridir; bazen bize en yakın olan, bizim için en çok uğraşan ve aklımızın başında olduğu anlarda en çok sevdiğimiz kişiler olan yakınlarımıza en kaba halimiz ile davranırız. Ella Wheeler Wilcox buna ilişkin şu satırları yazmıştır:

Batı’ya doğru yolculuk ederken,
Yaşamda gördüğüm en büyük gerçeklerden biri şudur;
Yalnızca en çok sevdiğimiz kişiler gerçekten yaraladığımız kişilerdir.
Çok az tanıdığımız kişilere iltifatlar ederiz.
Kısa bir süre için misafir ettiğimiz kişiyi hoşnut ederiz,
Ve en çok sevdiğimiz kişilere ise hiç düşünmeden darbeler vururuz.

Bir başka şiir aynı duyguları şu şekilde yansıtır:

“Tanımadığımız kişilere selam gönderir ve misafire gülümseriz, ama bize ait olan kişileri sevmemize rağmen, onlarla konuştuğumuz zaman sesimizin tonu genellikle acıdır.”

Bir kilise inancına ya da bir dua toplantısına ya da bir imanlı hizmetine duyulan inanca sahip olmak çok kolaydır, ama her gün var olan bir inanca sahip olmak tamamen farklı bir şeydir. “Ev halkına yardım etmek” Hrıstiyanlığın en önemli bölümlerinden biridir, ama bu inanç, aynı zamanda çok ender görülen bir inançtır; ve

“insanlar tarafından görülmesi için iyiliklerini dışarıda gösteren, ama bu inançlarını evlerinde gösterme konusunda insanı kederlendiren bir şekilde başarısızlığa uğrayan Hıristiyanlara rastlamak çok sık görülen bir durumdur. Haftalık dua toplantısında çok güçlü olan ve verdiği öğütler ile tüm kiliseyi eğiten bir baba tanıyorum. Ama bu baba toplantılardan sonra evine gittiği zaman, öylesine çirkin ve kaba davranırdı ki, karısı ve ailesi onun yanında tek bir kelime etmekten dahi korkarlardı.” (H.W.Smith)

Samuel Johnson şöyle demiştir:

“Her hayvan acılarının öcünü kendisine en yakın olan kimse ondan çıkarır.” İnsanlar kendilerini bu doğal eğilimden sakınmalıdırlar. Evimizde nasıl biri olduğumuz, herkesin önünde nasıl biri olduğumuzdan daha önemlidir, çünkü bizim gerçek Hıristiyan karakterimizi gösterir.