25 Nisan

“Bizi her zaman Mesih’in zafer alayında yürüten,
O’nu tanımanın güzel kokusunu aracılığımız ile her yerde yayan
Tanrıya şükürler olsun.” (2.Korintliler 2:14)

Genellikle Pavlus’un burada, yabancı bir ülkeyi fethettikten sonra geri dönmüş bir askeri önderin zafer alayını örnek olarak kullandığı anlaşılır. Komutan zafer alayının başındadır ve zaferinden aldığı doyumun tatlı kokusunu koklamaktadır. Komutanın arkasından zafer sevinci ile dolu askeri birlikler yürümektedirler. Onların arkasından ise ceza görecek ya da öldürülecek olan savaş esirleri gelmektedirler. Zafer alayı boyunca ilerleyen kişiler buhur yakmakta ve havayı buhurların hoş kokusu ile doldurmaktadırlar. Ancak bu koku farklı kişiler için, yenmiş ya da yenilmiş olmalarına bağlı olarak farklı anlamlar ifade etmektedir. Komutana sadık kalan yandaşları için koku, bir zafer kokusunu ifade eder. Ama savaş esirleri için bu koku bir yenilgi ve aşağılanmış olmanın bildirisidir.

Rabbe hizmet eden birinin yolu, pek çok açıdan bu örnek ile benzerlik taşır. Rab, hizmetkarını daima zafer alayında yürütür. Bu durum her zaman zafer gibi görünmeyebilir, ama yine de buna rağmen asıl olan, Rabbin hizmetkarının kazanan tarafta olması ve Tanrının davasının asla başarısızlığa uğramayacağıdır.

Rabbin hizmetkarı gittiği her yerde, beraberinde Mesih’in hoş kokusunu taşır. Ama bu koku farklı kişiler için farklı durumlar anlamına gelir. Rab İsa’nın önünde eğilenler için bu kokunun anlamı, sonsuz yaşam kokusu olmasıdır. Öte yandan Müjdeyi reddedenler için bu koku, ölümün ve yıkımın kokusu anlamına gelir.

Ancak her iki durumda da Tanrı yüceltilmiş olur. Tanrı, tövbe eden kişinin kurtuluşunda yücelir ve aynı zamanda mahvolmakta olan kişilerin kurtuluşu reddetmeleri ile de haklı çıkar. Mahvolmakta olan kişiler Büyük Beyaz Tahtın Yargısında Mesih’in önünde durdukları zaman, içine düştükleri durumdan ötürü Tanrıyı suçlayamayacaklardır. Kurtarılmak için kendilerine fırsat verilmiş, ama onlar bunu reddetmişlerdi.

Bizler Hıristiyan hizmetinin etkinliğini genellikle kurtulan kişilerin sayısına göre değerlendiririz. Belki de bu bölümde şöyle bir öneri de yer almaktadır: Müjdenin net bir sunumunu kabul ettikten sonra kaç kişinin Müjdeyi reddedip cehenneme gittiği konusunda bir hüküm vermek eşit derecede geçerli olurdu.

Her iki durumda da Tanrı yüceltilmiş olur. İlk örnekte lütfun hoş kokusu ve ikinci örnekte adaletin hoş kokusu Tanrıyı yüceltmiş olur.

Ciddi konular! Elçinin bölümün sonunda şu soruyu sormasına şaşırmamak gerekir:

“Böylesi bir işe kim yeterlidir?”