2 Nisan

“Çünkü bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü,
yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimiz Mesih’in yargı kürsüsü
önüne çıkmak zorundayız.” (2.Korintliler 5:10)

Bir önceki sayfada cennete uygunluk ile ilgili derecelerin olmadığını okuduk, bu okuduğumuz elbette doğrudur, ama aynı zamanda cennette ödül derecelerinin olacağı da doğrudur. Mesih’in yargı kürsüsü önünde yapılan işler gözden geçirilecek ve bazı kişiler diğerlerine kıyasla daha fazla ödül alacaklardır.

Orada aynı zamanda cennetin görkemlerinden zevk alma konusunda farklı kapasiteler de söz konusu olacaktır. Herkes mutlu olacaktır, ama bazı kişilerin mutlu olma kapasitesi diğer kişilerin mutlu olma kapasitesinden daha büyük olacaktır. Herkesin kasesi dolu olacaktır, ama bazı kişilerin kaseleri diğerlerinin kaselerinden daha büyük olacaktır.

Yüceltilmiş konuma ulaştığımız zaman her birimizin tıpatıp aynı olacağımıza dair bir düşünceden kurtulmamız gerekir. Kutsal Kitap hiç bir yerde böyle sıkıcı bir benzerlik öğretişine yer vermez. Aksine şöyle bir öğretişe yer verir: sadık ve adanmış yaşamlar taçlar ile ödüllendirilecekler ve bazı kişiler ödüllendirilirken, bazı kişiler kayba uğrayacaklardır.

Aynı yaşta ve aynı zamanda tövbe etmiş olan iki genç imanlıyı ele alalım. Biri gider ve önündeki kırk yıl boyunca yaşamındaki ilk önceliği Tanrının krallığına ve O’ndaki doğruluğa vererek hayatını sürdürür. Diğeri ise yaşamının en iyi yıllarını para kazanmak için sarf eder. Birinci imanlı Rabbin konular ile ilgili olarak büyük bir heves ile konuşur, ikinci imanlı ise piyasadaki aktivitelerden aynı coşku ile söz eder. Birinci imanlı şimdi Rabden zevk alma konusunda daha büyük bir kapasiteye sahiptir ve bu daha büyük kapasitesini cennete beraberinde götürecektir. İkinci imanlı, Mesih’in Kişiliği ve tamamladığı iş aracılığı ile cennete uygunluk konusunda birici imanlı ile tamamen eşit olmasına rağmen, ruhsal olarak cüce kalmıştır ve cennete giderken bu dar kapasitesini de yanında götürür.

Her yaşadığımız gün, cennette alacağımız ödüllerin ve sonsuz yuvamızda ne kadar mutlu olacağımızın ölçüsüne biz karar vermekteyiz. Buna, Kutsal Kitap hakkında olan bilgimiz ve ona itaatimiz, dua yaşamımız, Tanrı halkı ile olan paydaşlığımız, Rabbe yaptığımız hizmet ve Tanrının bize vermiş olduğu her şeye yaptığımız sadık kahyalık aracılığı ile biz karar veririz. Her geçirdiğimiz gün ile sonsuzlukta bina ettiğimizin farkına varır varmaz, yaptığımız seçimler ve koyduğumuz ayrıcalıklar üzerinde muazzam bir etki oluştururuz.