18 Mart

“Yalnız kendinizin değil, başkalarının yararını da gözetin.” (Filipeliler 2:4)

Filipeliler 2. Bölümde yer alan anahtar sözcük, “başkaları” sözcüğüdür. Rab İsa başkaları için yaşadı. Pavlus başkaları için yaşadı. Timoteos başkaları için yaşadı. Efafroditus, başkaları için yaşadı. Bizler de başkaları için yaşamalıyız.

Bize böyle yaşamamız, bu yalnızca doğru olduğu için değil, ama aynı zamanda bizim için de yararlı olduğu içindir. Eğer bazen başkaları için yaşamanın bedeli büyük ise, o zaman böyle yapmanın bedeli de daha ağır olur.

Toplumumuz yalnızca kendilerini ilgilendiren şeyler için yaşayan insanlar ile doludur. Diğer kişilere hizmet ederek dolu bir zaman geçirmek yerine evde canları sıkılarak otururlar. En küçük bir ağrı ya da sızı onları düşündürür ve çok geçmeden hastalık hastası kişiler haline gelirler. Yalnızlıkları içinde hiç kimsenin kendileri ile ilgilenmediklerinden şikayet eder ve kendilerine acıma çamuru içinde yuvarlanırlar. Kendileri hakkında düşünmek için ne kadar çok zamanları olur ise, o kadar çok bunalırlar. Yaşam, onlar için karanlığın büyük bir iç gözlem dehşeti haline gelir. Çok geçmeden doktora gitmeye başlarlar ve benlik merkezli olmaktan kaynaklanan rahatsızlıklarını asla tedavi edemeyecek olan çok sayıda haplar yutarlar. Sonra da sık sık bir psikiyatristin sofasına uzanır ve yaşamlarındaki can sıkıntısı ve bezginlikten kurtulmak için çözüm arayıp rahatlamaya çalışırlar.

Bu tür insanlar için en iyi tedavi, diğer kişilere sunacakları bir hizmet yaşamıdır. Eve kapanmış yaşlı ve hastalar ziyaret edilmeyi beklerler. Bir dosta ihtiyaç duyan yalnız kişiler vardır. Gönüllü yardımcılardan hoşnut olacak olan hastaneler mevcuttur. Bir mektup ya da kart ile teşvik edilerek sevindirilecek kişiler çoktur. Yuvalarından gelecek haberler ile sevinecek hizmetliler vardır. Kurtarılacak canlar ve öğretilecek imanlılar doludur. Özetleyecek olur isek, hiç kimsenin canının sıkılması için bir bahanesi yoktur. Kişinin yaşamını üretken eylemler ile doldurması için yapılacak yeterince çok iş mevcuttur. Ve başkaları için yaşama sürecinde dostluk çevremizi genişletir, kendi yaşamlarımızı daha ilginç hale getirir ve doyuma ulaşır ve tatmin buluruz. P. M. Derham şöyle der:

“Başkaları için şefkat ile dolu bir yürek kendi üzüntülerinin içine dalıp kalamaz ve kendisine acıyarak kendisini zehirlememiş olur.”

Başkaları, evet Rab, başkaları, 
Benim düsturum bu olsun.
Başkaları için yaşamama yardım et ki,
Ben de Senin gibi yaşayabileyim.