12 Mart

“Size doğrusunu söyleyeyim,
bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı,
benim için yapmış oldunuz.” (Matta 25:40)

Burada hem ödüllendiren bir teşvik hem de öğretici bir uyarı bulunmaktadır. Mesih’in kardeşlerinden birine her ne yapar isek, bu yaptığımız Mesih’in Kendisine yapılmış sayılır. Her gün imanlı bir kardeşimize nazik davranarak Rab İsa’ya nezaket göstermiş oluruz. Tanrı halkına konukseverlik sunduğumuz zaman, Rab İsa’yı evlerimizde ağırlamış gibi oluruz. Eğer Tanrı halkına en iyi yatak odamızı verirsek, bu odayı Rab İsa’ya vermiş oluruz.

Eğer Rab İsa kralların Kralı ve rablerin Rabbi olarak gelmiş olsa idi, o zaman herkes Kurtarıcı için elinden gelen her şeyi yapma konusunda hızlı davranırdı. Ama Rab İsa kapımıza genellikle çok alçakgönüllü bir görünüm içinde gelir ve zaten bizim denenmemize neden olan durum da budur. O’nun en basit kardeşlerine davranış şeklimiz, O’na davranış şeklimiz demektir.

Tanrısayar yaşlı bir vaiz kutsallar ile Söz’ü paylaşma amacı ile bir topluluğu ziyaret etti. Bu vaizin kişisel bir karizması yoktu ve dinamik bir kürsü konuşmacısının tarzına da sahip değildi. Ama Tanrının bir hizmetkarı idi ve Rab’den aldığı ve topluluğa aktaracağı bir mesajı vardı. Kilise ihtiyarları ondan toplantılar için kalmasını isteyemeyeceklerini bildirdiler ve ona siyahların yaşadığı bir kenar mahalledeki toplantıya gitmesini önerdiler. O da söyleneni yaptı ve gittiği toplantıdaki kardeşler tarafından sıcak bir sevgi ile karşılandı. Toplantılarının devam ettiği o hafta sırasında, yaşlı vaiz bir kalp krizi geçirdi ve öldü. Rab sanki kibar kişilerin bulunduğu revaç gören topluluktaki kardeşlere şunu söylemek istiyordu:

“Siz onu istememiş olabilirsiniz, ama ben istemiştim. Onu reddetmek ile Beni reddetmiş oldunuz.”

Edwin Markham, “Büyük Konuk Nasıl Geldi” adlı şiirinde, Rabbin kendisini ziyaret ettiğini hayal ederek özenli hazırlıklar yapan yaşlı bir ayakkabı tamircisinden söz eder. Rab onu ziyarete hiç bir zaman gelmedi. Ama kapısına bir dilenci geldiği zaman ayakkabı tamircisi ona ayakkabı verdi. Yaşlı bir hanım geldiği zaman onun dinlenmesini sağladı ve ve ona yiyecek verdi. Kaybolmuş bir çocuk geldiği zaman, ayakkabı tamircisi onu annesine geri götürdü.

Sonra sessizlik içinde yumuşak bir ses duydu:

Yüreğini kaldır, çünkü ben sözümü tuttum.
Senin dostane kapına üç kez geldim;
Gölgem üç kez senin evindeydi.
Yaralı ayakları olan dilenci Ben’dim,
yiyecek verdiğin kadın Ben’dim,
Yolda kaybolmuş, evini arayan çocuk Ben’dim.