18 Kasım

“İşte sizi, koyunlar gibi kurtlar arasına gönderiyorum.
Yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun.” (Matta 10:16)

Uygulamalı bilgeliğin önemli bir unsuru anlayışlı olmaktır. Bunun anlamı şudur: güceniklikten sakınmak ve iyi ilişkilerin temelini atmak için ne yapmak ya da ne söylemek konusunda hassas bir duyarlılık geliştirilmesi gerekir. Anlayışlı kişi, kendisini diğer kişinin yerine koyar ve kendisine şu soruyu sorar:

“aynı şeyin bana nasıl söylenilmesini ya da nasıl yapılmasını isterdim?”

Anlayışlı kişi, diplomatik, düşünceli, lütufkar ve zeki davranmaktan yanadır.

Ne yazık ki, Hıristiyan imanı anlayışsız kişilerden payını almıştır. Bu konuda bilinen bir örnek verelim: küçük bir orta batı kentinde imanlı bir berber vardır. Bir gün şanssız bir müşteri bu berberin dükkanına girer ve tıraş olmak istediğini söyler. Berber onu koltuğa oturtur ve her zaman yaptığı gibi beyaz örtüyü alır ve adamın boynuna koyar, sonra da koltuğu geriye indirir. Müşteri dükkanın tavanında şu sözlerin yazılı olduğunu görür:

“Sonsuzluğu nerede geçireceksin?”

Berber, tıraş sabununu köpürtür ve sonra usturayı bilemeye başlar, aynı zamanda müjde için tanıklığına şu soru ile başlar,

“Tanrı ile karşılaşmaya hazır mısın?”

Müşteri, üzerindeki örtü ile birlikte anında koltuktan fırlar ve kendini dükkandan dışarı atar- ve kendisinden bir daha hiç bir haber alınamaz.

Bir de tek başına müjde yaymak için bir gece sokağa çıkan gayretli bir öğrenciden söz edelim. Karanlık sokaktan aşağı yürür iken, önündeki gölgelerin içinde yürüyen genç bir hanım görür. Ona yetişmeye çalışır ve hızlı yürür, o sırada genç hanım koşmaya başlar. Genç hanım hızlandıkça müjdeci öğrenci de hızlanır. Genç hanım sonunda bir şok yaşayarak bir evin verandasına doğru koşar ve evinin anahtarlarını bulmak için çantasını karıştırmaya başlar. Öğrenci, verandadaki genç hanımın yanına vardığı zaman, genç hanım korkudan çığlık atamayacak hale gelmiş, adeta felç geçirmektedir. Öğrenci gülümseyerek genç hanıma elindeki broşürü uzatır ve bir günahlı kişiye daha Müjdeyi ulaştırmış olmanın mutluluğu ile onun yanından ayrılır.

Hastaları ziyaret etmek için büyük anlayışa gerek duyulur. “gerçekten de hasta görünüyorsun” ya da “ aynı hastalığı olan bir kişi tanıyorum-geçenlerde öldü” gibi sözler hastaya yarar sağlamaz. Bu tür ahmakça söylenmiş sözler ile kim teselli edilir?

Aynı zamanda yas tutan kişileri de ziyaret ettiğimiz zaman, anlayışlı olmamız önem taşır. Katledilmiş bir politikacının dul eşine, “Yalnızca şunu düşün, bu olayın Texas’ta mı olması gerekiyordu, bir bu eksikti!” diyen bir Texaslı gibi davranmamalıyız.

Tanrı, her zaman lütufkar ve uygun sözü söylemeyi bilen seçkin kutsalları bereketlesin. Ve Tanrı bize anlayışsız acemiler olmak yerine anlayışlı diplomatlar olmayı öğretsin.