11 Eylül

“Tanrınız Rabbi unutmamaya dikkat edin.
Her şeyiniz arttığında Tanrınız Rabbi unutmamaya dikkat edin.”
(Yasanın Tekrarı 8:11,13)

Tanrının halkı genel bir kural olarak maddesel zenginliğe tahammül edemezler. Zorluklar ve karşıtlıklar altında çok daha iyi güçlenerek büyürler. Musa, ayrılmadan önceki son şarkısında İsrail’in mülkünün onları ruhsal açıdan mahvedeceğini önceden bildirmiş idi:

“Yeşurun semirdi ve sahibini tepti. Doyunca yağ bağlayıp ağırlaştı, kendisini yaratan Tanrıya sırt çevirdi, Kurtarıcısını, Kaya’yı küçümsedi” (Yasanın Tekrarı 32:15).

Bu peygamberlik, Rab,

 “Onları doyurduğum zaman zina ettiler, fahişelerin evlerine doluştular” (Yeremya 5:7)

 şeklindeki ifadesi ile şikayet ettiğinde, Yeremya’nın zamanında yerine geldi.

Aynı konuda Hoşea 13:6 ayetinde şunları okuruz:

“Otlaklara sahip olunca doydular, doyunca gurura kapıldılar; bu yüzden unuttular beni.” (Hoşea 13:6)

Levililer, sürgünden döndükten sonra İsrail’in Tanrının onun için yapmış olduğu her şeye uygun bir şekilde karşılık vermediğini itiraf etti:

“Yediler, doydular ve beslendiler ve onlara yaptığın büyük iyiliklere sevindiler. Ama halkın söz dinlemedi, sana baş kaldırdı. Yasana sırt çevirdiler. Sana dönmeleri için kendilerini uyaran peygamberleri öldürdüler. Seni çok aşağıladılar.” (Nehemya 9:25b,26)

Maddesel refaha, kim olduğumuz ve ne yaptığımız ile ilgili Rabbin onayının inkar edilemez bir kanıtı olarak bakmaya eğilim gösteririz. İş yerimizde yaptığımız kar arttığı zaman şöyle deriz:

“Rab beni gerçekten bereketliyor.”

 Aslında elde edilen bu karlara bir deneme olarak bakmak büyük olasılık ile daha doğru olurdu. Rab bizim elde ettiğimiz bu kar ile ne yapacağımızı görmek için bekler. Bu karı kendimizi hoşnut etmek için mi harcayacağız? Ya da güvenilir kahyalar olarak hareket edecek ve onları iyi haberi yeryüzünün en uç köşelerine göndermek için mi kullanacağız? Bu kazancı bir servet oluşturmak amacı ile biriktirecek miyiz? Yoksa onu Mesih ve O’nun davası uğruna bir yatırım olarak mı değerlendireceğiz?

F.B Meyer’in sözlerini aktaralım:

“ Eğer bir karakter için en ciddi denemenin güneş ışığı ya da fırtına, başarı ya da zorluklar olup olmadığı hakkında bir tartışma yapılması gerekse idi, insan doğasının en anlayışlı ve zeki gözlemcileri büyük olasılık ile şu yanıtı verirlerdi: gerçek karakterimizi tam olarak ortaya çıkartan tek şey, zenginliktir, çünkü bu konu, tüm denenmelerin içinde en ciddi olanıdır.”

Yusuf’un bu sözler ile hemfikir olacağı kesindir. Yusuf’un bu konuda ne dediğini okuyalım,

“Tanrı sıkıntı çektiğim ülkede beni verimli kıldı.” (Yaratılış 41:52)

 Tanrı bana zenginlikten çok zorluklar ile yarar sağladı, ancak her iki koşulda da bana iyilik etti.