30 Ekim

“Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini
duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz.” (3 Yuhanna 4)

Elçi Yuhanna’nın kişilerin canını kazanmanın sevincinden habersiz olmadığı kesinlikle ortadadır. Bir günahkarı Rab İsa’ya getirmek, insanda muazzam bir ruhsal coşku yaratır. Ama Yuhanna için aslında bundan daha da büyük bir sevinç vardır; onun için aslında en büyük sevinç çocuklarının gerçeğin izinde yürüdüklerini duymaktır.

Dr. M.R.De Haan şunları yazdı:

“hizmetimde çok sık şu sözleri söylediğim bir zaman oldu: ‘Bir Hıristiyanın duyabileceği en büyük sevinç bir canı Mesih’e getirmektir.’ Yıllar geçtikçe bu düşüncemi değiştirdim. İman ikrarında bulundukları zaman sevinç duyduğumuz pek çok kişi, çok geçmeden yolun kenarında düştüler ve bizim duyduğumuz sevinç nihai bir yasa ve üzüntüye dönüştü. Ama aradan yıllar geçtikten sonra bir yere geri gelmek ve tövbe eden kişilerin lütufta büyüdüklerini ve gerçeğin izinde yürüdüklerini görmek…işte en büyük sevinç budur.”

LeRoy Eims kendisine yaşamda en büyük sevinç sağlayan şeyin ne olduğu sorulduğu zaman, şöyle dedi:

“Mesih’e getirdiğiniz kişinin büyüdüğünü ve diğer kişileri Mesih’e getirmeye devam eden ve aynı zamanda onlara yardım da eden adanmış, ürün veren ve olgun öğrenciler olarak yetiştiklerini ve geliştiklerini görmektir.”

En büyük sevinci sağlayan şeyin bu olması şaşırtıcı değildir. Ruhsal olgular doğal olgulara benzerler. Bir bebek doğduğu zaman büyük sevinç duyulur, ama her zaman akıldan çıkmayan bir soru vardır. “Nasıl biri olacak?” Anne ve baba çocuklarının üstün bir karaktere ve başarılara sahip kişiler olduklarını gördükleri zaman, ne kadar da mutlu olurlar. Bu nedenle Süleyman’ın Özdeyişleri 23:15,16 ayetlerinde şu sözleri okuruz:

“Oğlum, bilge yürekli olur isen, benim yüreğim de sevinir. Dudakların doğru konuştuğu zaman, gönlüm de coşar.”

Tüm bunlardan çıkartabileceğimiz pratik ders ise, müjdeciliğin ve öğrenciliğin suni yöntemleri ile tatmin olmamamız gerektiğidir. Eğer gerçeğin izinden yürüyen ruhsal çocuklar istiyor isek, yaşamlarımızı onların yaşamlarına dökmeye hazır olmamız gerekir; bu değerli süreç ise dua, eğitim, teşvik, öğüt verme ve düzeltmeyi içerir.