11 Ekim

“İnsanlar ile yarışa girip yoruldun ise, atlar ile nasıl yarışacaksın?
Güvenli bir ülkede sendeler isen, Şeria çalılıkları ile nasıl başa çıkacaksın?”
(Yeremya 12:5)

Gereğinden fazla çabuk ve gereğinden fazla kolay vazgeçmek için ayartıldığımız zaman, bize meydan okuma konusunda yararı çok olan bir ayettir bu. Eğer önemsiz güçlükler ile yüz yüze gelemiyor isek, büyük güçlükler ile yüzleşmeyi nasıl bekleyebiliriz? Eğer yaşamın küçük darbeleri altında eğilir isek, ağır darbelere nasıl katlanacağız? Biri kendilerini gücendirdiği için somurtan ve yüzünü ekşiten Hıristiyanlardan söz edildiğini işitiriz. Bazıları ise, biri onları eleştirdiği için üzülerek geri çekilirler. Yine de bazı kişiler gözde bir fikir seçilmiş olduğu için diğer fikirlerin pabucunu dama attırırlar.

Çok önemsiz bazı fiziksel sorunları olan kişiler genellikle yaralı bir ayının ulumasına benzer şekilde tepki verirler. İnsan onların korkunç bir hastalık ile karşılaştıkları zaman ne yapacaklarını elinde olmadan merak eder. Eğer bir iş adamı günlük sorunlar ile başa çıkamıyor ise büyük sorunlar ile karşılaştığı zaman onlarla başa çıkamayacağı bellidir.

Hepimizin belli ölçüde katı bir zihniyete sahip olması gerekir. Bu sözler ile anlatmak istediğimiz kaba ya da duyarsız olmamız gerektiği değildir elbette. Aksine, söylemek istediğimiz şudur: darbeler geldiği zaman eğilmeyi bilmemiz gerekir. Geri sıçrayan ve devam eden bir esnekliğe sahip olmamız gerekir.

Belki bu gün bir kriz ile karşı karşıya bulunuyor olabilirsiniz. Kriz, o anda çok heybetli gibi görünebilir. Vazgeçmek için ayartılıyor olabilirsiniz. Ama yine de bu kriz, üzerinden bir yıl geçtikten sonra size hiç önemli görünmeyecektir. İşte o zaman mezmur yazarı ile birlikte şu sözleri söylemeniz gerekir:

“Desteğinle akıncılara saldırır, seninle surları aşarım, Tanrım” (Mezmur 18:29)

İbranilere Mektubun adı bilinmeyen yazarı sonuna kadar dayanmaları için meydan okumada bulunduğu İbranilere ilginç bir gözlemini aktarır.

 “Verdiğiniz mücadelede henüz kanınızı akıtacak kadar dayanmış değilsiniz.” (İbraniler 12:4)

 Başka bir deyiş ile, nihai bedeli – şehitlik – ödemediniz. Eğer imanlılar kırılan bir tabak ya da kaybolan bir kedi ya da hayal kırıklığı ile sonuçlanmış bir aşk ilişkisi nedeni ile paramparça olurlar ise, şehit olmak ile yüz yüze geldikleri takdirde, o zaman ne yapacaklar?

Çoğumuz eğer duygularımıza teslim olsa idik, çoktan vazgeçmiş olurduk. Ama Hıristiyan savaşında vazgeçmezsiniz. Düştüğünüz yerden kendinizi kaldırır, üzerinizdeki tozu silkeler ve çatışmanın üzerine doğru harekete geçersiniz. Küçük ve önemsiz çatışmalarda elde edeceğimiz zafer bize büyük ve önemli savaşları kazanmamız için yardımcı olacaktır.