6 Aralık

“Efrayim konuştuğu zaman herkes titrerdi, yücelmişti İsrail’de.
Ama Baal’e taparak suç işleyince öldü.” (Hoşea 13:1)

Doğru bir kişinin söylediği sözlerde müthiş bir güç ve yetki mevcuttur. Doğru kişi konuştuğu zaman, diğer kişilerin yaşamları üzerinde etki yapar. Söylediği sözlerde ağırlık vardır. İnsanlar ona baktıkları zaman saygı duyar ve onun sözünü dinlerler.

Ama bu aynı kişi eğer bir gün günaha düşer ise, diğer kişiler üzerinde yarattığı tüm bu olumlu etkisini yitirir. Konuşurken sesinde mevcut olan o yetkili ton duyulmaz olur. İnsanlar artık öğüt almak için ona başvurmazlar. Eğer o insanlara öğüt vermeye kalkar ise, insanlar ona küçümseyen bir göz ile bakar ve şunları söylerler:

“Doktor, sen önce kendini iyileştir” ya da

“Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman başkasının gözündeki çöpü görebilirsin.”

 Kişinin dudakları mühürlenir.

Bu durum başından sonuna kadar süreklilik gösteren bir tanıklık muhafaza etmenin önemini vurgular. İyi başlamak önemlidir ama yeterli değildir. Geçen süre zarfında tanıklığımızı korumayı sürdürmediğimiz takdirde ilk günlerin görkemi onursuzluğun sisleri içinde ortadan kaybolacaktır.

“Efrayim konuştuğu zaman insanlar titrerdi.”

 William şu yorumu yapar:

“Efrayim, Yeşu’nun günlerinde olduğu gibi Tanrı ile yürüdüğü zaman, yetki ile konuşurdu ve insanlar titrerdi ve bu nedenle Efrayim saygın ve güçlü bir konuma sahip idi. Ama daha sonra putperestliğe dönüş yaptı ve ruhsal olarak öldü. İmanlının yüreği tamamen Mesih tarafından yönetiliyor ise ve her tür putperestlikten özgür ise, imanlı ahlak gücüne ve saygınlığa sahiptir.

Gidyon bu konuda verilecek bir başka örnektir. Rab, bu güçlü adam ile birlikte idi. Gidyon yalnızca 300 kişilik bir ordu ile Midyanlıların 135.000 güçlü adamını yenilgiye uğrattı. İsrailoğulları Gidyon’u kral yapmak istedikleri zaman, o bilgece davranarak bunu reddetti, çünkü gerçek Kral’ın Yehova olduğunun farkına varmış idi.

Büyük zaferler kazandı ve büyük ayartmalara zafer ile karşı koydu, ama bizim çok önemsiz olduğunu düşünebileceğimiz bir konuda hata yaptı. Askerlerinden, İsmailoğullarından ganimet olarak alınmış olan altın küpeleri kendisine vermelerini istedi. Ve bu küpeler ile bir efod (bir tür ayin giysisi) yaptırdı ve bu giysi İsrail halkı için bir put haline geldi ve Gidyon’un kendisi ve ailesi için bir tuzak oldu.

Hata yaptığımız zaman Tanrıya gidebileceğimizi, tövbe ederek bağışlanma bulacağımızı elbette biliyoruz. O’nun hatta çekirgelerin yemiş oldukları yılları bile restore edebileceğini biliyoruz, yani O bize boşa harcanmış zamanımızı yenileyecek gücü sağlayabilir. Ama herkes kesinlikle şunu kabul edecektir: düştükten sonra iyileşmektense, düşmekten sakınmak daha iyidir. Parçalanmış tanıklığımızın parçalarını tekrar bir araya getirmek için onları yapıştırmaya çalışmaktansa tanıklığımızı parçalamamak daha iyidir. Andrew Sonar’ın babası ona şöyle dedi:

“Andrew, dua et ki, her ikimiz de sonuna kadar iyi bir şekilde devam edebilelim!”

Bu nedenle dua edelim ki, önümüze konan yarışı sevinç ile tamamlayabilelim.