2 Ağustos

“… bulut onları sarınca korktular…” (Luka 9:34)

Petrus, Yakup ve Yuhanna İsa ile birlikte dağda idiler. Bu olayın tarihte çok önemli bir olay olduğunu hissettiler ve bir şekilde o anın yüceliğini korumayı arzu ettiler. Petrus üç çardak kurmayı teklif etti – biri İsa, biri Musa ve diğeri İlyas için. Bu yapıldığı takdirde anlamı elbette Rabbi, iki Eski Antlaşma kutsalı ile aynı seviyeye yerleştirmek olacak idi. Tanrı, bir bulut gönderip onlara gölge salarak bu plana engel oldu. Luka, bize, “bulut onları sarınca korktuklarını” anlatır.

Aslında korku duymamaları gerekirdi. Bu bir yargı değil, yücelik bulutu idi. Yaşamın kalıcı bir gerçeği değil, geçici bir fenomen idi. Tanrı, göz ile görülmüyor olmasına rağmen, bulutun içinde idi.

Bulutlar sık sık yaşamlarımıza gelirler ve bizler de aynı elçiler gibi, bu bulutlardan biri bizi sardığı zaman korkarız. Örneğin, Tanrı bizi yeni bir hizmet alanına çağırdığı zaman, genellikle bilinmeyenin korkusunu yaşarız. Tehlikeler, rahatsızlıklar ve kabul edilemeyen durumlar ile karşı karşıya kaldığımız zaman, aklımıza en kötüyü getiririz. Aslında yalnızca bir bereketten korkuyoruzdur. Bulut ayrıldığı zaman, Tanrının isteğinin iyi ve kabul edilebilir ve mükemmel olduğunu anlarız.

Hastalık bulutuna girdiğimiz zaman, korkarız. Zihinlerimizde keskin alarm zilleri çalmaya başlar. Doktorun her sözünü ve yüzündeki her hareketi bir felaketin habercisi olarak yorumlarız. Her belirtinin ölümcül bir hastalığa işaret ettiği tanısını koyarız. Ama hastalık geçip gittiği zaman, mezmur yazarı ile birlikte şu sözleri söyleriz:

” İyi oldu acı çekmem, çünkü kurallarını öğreniyorum.” (Mezmur 119:71)

 Tanrı bulutun içinde idi ve biz farkına varmadık.

Üzüntü bulutu bizi sardığı zaman korku duyarız. Bu gözyaşlarından, can çekişmesinden ve yastan nasıl bir iyinin ortaya çıkacağını sorarız kendimize. Tüm dünyamız etrafımızda enkaz halinde yere çökmüş gibi görünür. Ama bulutun içinde bilgi vardır. Rabbin bizi teselli ediş şekli ile diğer insanları nasıl teselli edeceğimizi öğreniriz. Tanrı Oğlunun gözyaşlarını başka türlü asla anlayamayacağımız bir şekilde anlamayı öğreniriz.

Yaşamın bulutlarına girdiğimiz zaman, korku duymamıza gerek yoktur. Bu bulutlar eğiticidir. Bu bulutlar geçicidir. Ve yıkıcı değildirler. Rabbin yüzünü gizleyebilirler, ama O’nun sevgisini ve gücünü gizleyemezler. Bu nedenle William Cowper’in şu sözlerinden cesaret almamız gerekir:

Ey siz korkan kutsallar, taze bir cesaret bulun;
Sizi bu kadar çok korkutan bu bulutlar
Merhamet yüklüdürler ve
Bereketler halinde başınıza yağacaklardır.