14 Ağustos

“Senin kabul ettiğin kurban alçakgönüllü bir ruhtur,
alçakgönüllü ve pişman bir yüreği hor görmezsin, ey Tanrı.”
(Mezmur 51:17)

Tanrının ruhsal yaratılışında, gerçekten alçakgönüllü bir ruh sergileyen bir imanlıdan daha güzel hiç bir şey olamaz. Tanrının Kendisi bile böyle bir kişiyi dayanılmaz çekici bulur. Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder (Yakup 4:6), ama pişman bir yüreğe ve alçakgönüllü bir kalbe karşı koyamaz.

Doğal halimiz ile hiç birimiz kırılmış pişman yüreklere sahip değilizdir. Yabani bir eşeğin sıpasına – isyankar, inatçı, sert ve düşünmeden hareket eden – benzeriz. Tanrı isteğinin gemine, dizginine ve semerine karşı dururuz. Yalnızca kendi yolumuzdan gitmek isteyerek koşum takımının üzerimize vurulmasını reddederiz. Yüreklerimiz kırılıp pişman olmadığı sürece hizmet için uygun olamayız.

Değişim, kırılma sürecinin başlangıcına benzer. Pişman olan günahkar şu sözleri söyleyebilir:

“Şimdiye kadar atmış olan en kibirli yürek beni baskı altında tuttu,/ Senin davan ile alay etmek ya da düşmanlarına yardım etmek,/ bir yürekte yükselebilecek en vahşi istektir,/ Ey Tanrım, bu yüreği ancak sen yumuşatabilirsin!”

 Değişim içinde, Mesih’in boyunduruğunu üzerimize takarız.

Ancak yine de, hem bir imanlı olmak hem de dizginlere rağmen kendisinin doğru bildiği yönde gitmek isteyen pişman olmamış bir sıpa gibi davranmak da mümkündür. Yaşamın dizginlerini Rab İsa’ya devretmeyi öğrenmemiz gerekir. Tekme atmadan, sıçrayıp itaatsizlik etmeden, O’nun yaşamlarımız için öngördüğü yöne boyun eğmemiz gerekir. Aşağıdaki şu sözleri söyleyebilmeliyiz:

O’nun yolu en iyisidir
Gereksiz planlar yapmaktan vazgeçmeli
Ve yaşamımızın yönetimini O’na teslim etmeliyiz.

Kırılmış ve yumuşamış yüreklerimizi yalnız Tanrıya karşı değil, aynı zamanda diğer kişilere karşı da uygulamamız gerekir. Bu sözler, kibirli, iddiacı ve gurulu olmayacağımız anlamına gelirler. Haksız yere suçlandığımız zaman, haklarımızı ya da kendimizi savunmak için bir mecburiyet hissetmeyeceğiz. Bize hakaret edildiği zaman, bizimle alay ettiklerinde, tacize uğradığımız zaman ya da iftira atıldığında geri dönüp bunları yapan kişiler ile savaşmayacağız. Yüreği kırılmış kişiler yanlış bir şey söyledikleri ya da yaptıkları zaman, özür dileme konusunda çabuk davranırlar. Kin tutmazlar ya da kendilerine yapılan kötülüklerin hesabını tutmazlar. Diğer kişilere bakar iken, onları kendilerinden daha iyi olarak görürler. Ertelemeler, gecikmeler, kesintiler, hayal kırıklıkları, kazalar, program değişiklikleri ve sinir çöküntüleri ile yüz yüze geldikleri zaman, taşkınlık, panik, histeri ya da zihin karışıklığı ile karşılık vermezler. Yaşamın krizli dönemlerinde sakin ve dingin kalırlar.

Eğer evli bir çift gerçekten kırılmış yüreklere sahip ise, boşanmak için mahkemeye gitmeye asla gerek duymayacaklardır. Yüreği yumuşamış anne babalar ve çocuklar asla bir kuşak uçurumu tecrübe etmezler. Alçakgönüllü komşuların bahçelerinin aralarına asla çit kurmaları gerekmez. Yumuşak yürekli olmayı öğrenmiş olan kilise üyeleri sürekli olarak uyanış tecrübesi yaşarlar.

Rabbin Sofrasına geldiğimiz ve Rabbin, ‘Bu, sizin uğrunuza kırılmış olan bedenimdir’ sözlerini işittiğimiz zaman, bu sözlere vereceğimiz tek uygun karşılık,

“Rab İsa, işte yaşamım, senin uğruna kırılmıştır”

 sözleri olacaktır.